Perşembe günü, yemeklerimizin ilkini yemek üzere Tünel Meydanı’nda buluştuk. Bu buluşmanın kerameti kendinden menkul projelerimizin başlangıcı olacağını ise henüz hiçbirimiz bilmiyorduk..
Evet, bilip de girdiğiniz bu sitede artık, 3 eski arkadaşın (eski dediysek arkadaşlar 24 yaşlarının keyfini çıkartmaktalar, eskiliği o derece) haftalık buluşmalarından notları ve şehirde gittikleri restoranlar hakkındaki görüşlerini bulacaksınız.
İlk durağımız; Sushi Express Şişhane.
Mekânın yeri güzel, ulaşım rahat. Tünel meydanından kendinizi sallandırıveriyorsunuz aşağıya doğru merdivenlerden, ve geldiniz! Ve şanslısınız ki, rezervasyon da yaptırmadan cam kenarındaki masalardan birindesiniz!
Uzun bir karar verme sürecinin ardından, öncelikle ortaya Rolls Royce setimizi söyledik.
Bunun yanında, ortaya iki tane de menü söyledik, ki içlerinde Hindistan Cevizli Karides, Kızarmış Ördek, Zencefil Soslu Çıtır Tavuk, Yengeç Rangoon Böreği olmak üzere her telden çalan yiyecekler var. Bu akıllıca seçimimiz sayesinde hem en merak ettiğimiz şeyleri tadabildik, hem de güzelce doyabildik.
Peki bu hafta gündemimizde ne mi vardı? Biz; hiç spor yapmayan ama yağ oranı %9 olan Z, yaşından büyük göstermekle alakası olmayan ama yaşlanmakla ve Sertab Erener’in Almanya’daki gençleşme yöntemleriyle yakinen ilgilenen M ve mayıs ayında aldığı bisikleti arada bir süren bendeniz olmak üzere inandık ve bir yola baş koyduk: Run İstanbul! (İtiraf No1: Aramızdan bazılarının motivasyonu spor, hareket, etkinlik vs. değil, 20 TL karşılığında bir Nike tişört alabilmekti!)
Run İstanbul, trafiğe kapalı alanda yaklaşık 10 bin kişiyi 7 km koşturan bir etkinlik. Koşmanın, bireysel ama beraber yapıldığı takdirde daha eğlenceli olduğunu düşünen benim gibi insanlar için, gündelik hayatımızdan tanıdığımız bir rotada koşma imkânı sağlaması ise en büyük artısı. Şehirdeyiz, koşuyoruz; bazen derse, vapura ya da otobüse, ama kaç kere hep gezdiğimiz dolaştığımız yerlerde saf koşma amacıyla bulunduk ki? (SushiKebab’ın yapılacaklar listesine “İstiklal Caddesi’nde koşma” maddesi mi eklesek acaba?)
Koşu için herkeste ayrı bir endişe: bitirebilecek miyim, sağlığım el verecek mi, kaç dakikada bitiririm acaba? Tüm bu soruların cevabı az sonra! Yemeğe dönersek..
Bu üçlü için (birinde Karadenizlilik var, biri Boğaziçili, biri de şu an akademik), yemekten sonra çay içmemek düşünülemez! (bağlantıları kurdunuz umarım?) Yemekler bitince yaseminli yeşil çayımızı, balda kızarmış dondurmamızın yanında yudumladık, güzelce doymuşluğun keyfiyle bir yandan sırıtırken.
Böyle gurme gurme konuşuyorum ancak bakmayın, hayatımdaki ikinci sushi deneyimimdi. O yüzden lezzetler nasıldı kıyaslayamayacağım. Ancak servis, güleryüz, hizmet on numaraydı! Ve toplamda 151 TL ödedik.
Tabi siz şimdi merak da ettiniz, ne oldu bu Run İstanbul, kızlar koşabildi mi, kaç dakikada koştular diye. Dev hizmet gelsin o zaman:
(Belirteyim, burası bitiş çizgisi!)
Öperim,
B